5 Ağustos 2014 Salı

Ay tutulması 

Ay tutulması varmış bu gece. Gitmeseydin, beraber izlerdik. Hem benim gibi son anda gazeteden okumaz günler önceden bilirdin sen. Nereye gideceğimizi planlar, arabanın arkasına battaniyeyi daha sabahtan koyardın. Canım sıkıldı şimdi haberi okuyunca. Bir kadeh rakı koysam geçer mi?
En son seninle içmiştik, gitmeden iki gün önce. Bir akşam içeyim dedim geçenlerde. Hususi peynir aldım marketten, dilimledim koydum tabağa. Sonra biraz da meyve çıkardım. Rakı mezesiz olmaz der kızardın ya hep. Donattım işte masayı kendimce. Kadehin dibini vurdum masaya, başladım içmeye. O şarkı çalmasaydı, şişenin dibini görürdüm. Radyonun cızırtısından o kadının “bir kızıl goncaya benzer dudağın, açılan tek gülünün sen bu bağın…” dediğini duymasaydım, o son yudum boğazımda takılıp kalmazdı.
Ne zaman fasıla gitsek herkes bilirdi bu şarkıyı isteyeceğini. Her sözünü ezbere bildiğin tek şarkıydı belki de. Sen dinlerken mest olurdun, ben sana bakarken. Yetmiş yaşına da gelsek aynı masada aynı şarkıyla sarhoş olacağımızı düşünürdüm hep.
Yarım kalmış rakı şişesi dolapta duruyor hala. Gelirsin diye değil de, bir gün seni beklemekten vazgeçersem diye.
Ay tutulmuş çoktan. Gazete dününmüş. Bugünden yarının gazetesini alabilsek ne güzel olurdu dimi? Mesela o sabah gideceğini bilseydim, erkenden uyanırdım. Zihnimde gidişinin bir fotoğrafı olunca, belki yokluğuna daha kolay inanırdım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.